İskenderun, Türkiye’nin Akdeniz kıyısında yer alan güzide şehirlerinden biri olarak tarihsel ve kültürel zenginliğiyle biliniyor. Ancak bu şehirde yaşayan ve "çakmak doktoru" olarak anılan Mesut Hoca, sadece becerisiyle değil, aynı zamanda müşteri memnuniyeti ve insanlara duyduğu sevgi ile de dikkat çekiyor. 40 yılı aşkın süredir, 2 metrekarelik dükkanında insanların çakmaklarını onaramayan bir kurtarıcı gibi çalışan Mesut Hoca, bu süre zarfında pek çok insanın kalbinde taht kurmayı başardı. Bu yazımızda, "çakmak doktoru"nun ilginç hikayesini ve yıllar boyunca edindiği deneyimleri sizlerle paylaşacağız.
Çakmak tamirciliğine olan ilgisi, Mesut Hoca’nın çocukluk yıllarına dayanıyor. Ailesinin maddi durumu nedeniyle çocuk yaşta çalışmaya başlaması, onun yeteneklerini geliştirmesine zemin sağladı. İlk çakmağını tamir etmeye başladığında, bu mesleğin sırlarını öğrenmeye de adım attı. O yıllarda, çakmakların çalışmasını sağlayan mekanizmaları çözmek için çıkıntılı, ince aletler kullanarak ustalaştı. Mesut Hoca, her çakmağın yalnızca bir nesne değil, aynı zamanda insanların hatıralarını ve yaşam hikayelerini taşıdığını biliyor. İşte bu yüzden, her onarımda bir sanat eseri yaratmaya çalışıyor. Yıllar içerisinde kazandığı deneyimler, ona farklı çakmak modellerini çok iyi tanıma yeteneği kazandırdı. Bugün, Mesut Hoca'nın dükkanında yalnızca çakmak onarımı yapmakla kalmıyor; aynı zamanda insanlarla kurduğu sıcak ilişkiler sayesinde, bu dükkan bir sosyal buluşma noktası haline geldi.
Mesut Hoca'nın dükkanında geçen her gün, farklı anılara ve hikayelere ev sahipliği yapıyor. Müşterileriyle olan bağları, sadece işine duyduğu aşk değil, aynı zamanda insanlara yardımcı olma isteğinden besleniyor. İskenderun’da yıllardır pek çok insan onun dükkanına düzenli olarak geliyor. Kimisi on yıldan fazla bir süre boyunca çakmaklarını burada tamir ettiriyor. Hoca, her müşterisiyle birebir ilgilenmeyi bir görev addediyor. Her bir onarımda, insanlara olan bağlılığını ve sadakatini de pekiştiriyor. Bazı müşterileri için, bu dükkan adeta bir huzur kaynağı haline gelmiş durumda. Çakmakları tamir ettirmekle kalmıyor, aynı zamanda onların günlük hayatlarını, acılarını, sevinçlerini paylaşıyor. Mesut Hoca’nın store tezgahında karşılaştıkları, sadece çakmakların durumu değil; insan ilişkileri, dostluklar ve hayat hikayeleri de olduğu için, işinde sadece bir teknisyen değil, aynı zamanda bir yaşam danışmanı olmaktadır.
İşte bu yüzden, Mesut Hoca'nın 40 yıl boyunca sürdürdüğü çakmak tamirciliği, yalnızca bir meslek olmanın ötesine geçiyor. İnsana duyduğu saygı ve sevgi ile topluma katkıda bulunmayı başararak, hem aile hem toplum içinde unutulmaz bir yer edinmiş durumda. Kendisi, çevresinde kendisini tanıyanların yanı sıra, ilk defa dükkanına gelen ziyaretçilerine de sıcak bir karşılama sunarak, insanlara güven ve rahatlık veriyor. Dükkanının kapısından içeri adım atan herkes, Mesut Hoca’nın gülümsemesi ve samimiyetiyle karşılaşıyor. İşte bu, onu sıradan bir çakmak tamircisinden çok daha fazlası yapan etkenlerden biri.
Gözlemlerine göre genç nesil, eski geleneksel mesleklerde pek istekli görünmüyor. Ancak Mesut Hoca’nın, insanlarla kurduğu kalıcı ve sağlıklı ilişkiler, dükkanın kapısını hiç kapatmadan çalışmaya devam etmesini sağlıyor. Gelecek nesillere aktarılması gereken kültürel bir miras olarak gördüğü bu meslek, onun için yalnızca bir yaşam kaynağı değil, aynı zamanda bir tutku. Sonuçta, hayat sadece belli başlı işlerle değil, duygularla, ilişkilerle ve insanlar arası etkileşimlerle zenginleşiyor. Mesut Hoca bu anlayışı benimseyerek, çakmakları onarıp hayatlarına anlam katmaya devam ediyor.
40 yıl süren bu çakmak tamir yolculuğu, Mesut Hoca'yı sadece İskenderun'un değil, ülkemizin simgelerinden biri haline getirmiştir. Umarız ki, onun gibi ustalar, hayatın içinden gelen bu tarz hikayeleri yaşatmaya ve nesiller boyunca aktarılmaya devam eder. Bize ve geleceğe ışık tutan bu tür insanlara daha fazla değer vermeli ve onların birikiminden faydalanmalıyız. Çünkü her bir çakmak, her bir onarım, hayatın küçük ama anlamlı detaylarını barındırıyor.