Yüzyıllar boyunca süregelen el sanatları ve zanaat, kültürü ve tarihsel mirası bir nesilden diğerine aktarmanın en önemli yollarından biri olmuştur. Bu bağlamda, Antalya’da yaşayan 70 yaşındaki Mehmet Usta, babasından öğrendiği geleneksel zanaatını yaklaşık yarım asırdır sürdürüyor. Zamanla değişen tüketim kültürüne karşı dimdik ayakta duran Usta, el emeği göz nuru eserleriyle sadece bir meslek icra etmekle kalmıyor, aynı zamanda zanaatın özünü ve değerini koruyarak geleceğe ışık tutmayı hedefliyor.
Mehmet Usta’nın hikayesi, çocukluk yıllarına kadar uzanıyor. Genç yaşta, babasıyla birlikte çalışarak bu sanata olan tutkusu kökleşmeye başladı. O dönemde çocuklara yönelik gözlemlenen aşırı tüketim ve hazır ürünlere olan rağbet, Usta için bir uyanış oldu. “Benim işim sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı” diyen Usta, el yapımı ürünlerinin ardındaki anlamı ve değerleri anlatırken gözlerindeki parıltı, onun bu işe olan aşkını gözler önüne seriyor.
Mehmet Usta, babasının zamanında edindiği deneyim ve bilgileri, kendi üretim sürecine başarılı bir şekilde entegre ediyor. Her bir parça, Usta’nın yıllar süren tecrübesinin ve sanatının bir yansıması. “Kendi gözümle gördüğüm, babamdan öğrendiğim her detayı işime katmaya çalışıyorum” diyor. Tüketim kültürünün giderek yaygınlaştığı bu günlerde, Usta’nın el işçiliğine olan bağlılığı ve inancı, genç nesiller için de ilham kaynağı oluyor.
Günümüzde hazır ürünlere yönelimin artması, pek çok zanaatkarı zor durumda bırakmış olsa da, Mehmet Usta bu durumu bir meydan okuma olarak görüyor. Geleneksel yöntemlerle ürettiği el emeği ürünler, sadece birer nesne değil, aynı zamanda manevi bir değer taşıyor. “Tüketim kültürü, insanların neyi nasıl kullanması gerektiğini unutturdu. Bizim işimiz, bu değerleri genç kuşaklara aktarmak” diyor.
El yapımı ürünlerin kendine has bir ruhu olduğuna inanan Usta, her bir parçanın, kullanıcısına özel bir deneyim sunduğunu belirtiyor. Usta, yalnızca geçmişe duyulan özlemi değil, aynı zamanda gelecek nesillere aktarılacak güçlü hikayeleri de yaymak istiyor. “Bugün yaptığım her ürün, yarın için bir bellek taşıyacak” diyerek, kültürel mirasa olan bağlılığını bir kez daha vurguluyor.
Son yıllarda el yapımı ürünlere olan ilginin artması, Usta gibi zanaatkarlar için bir umut ışığı oldu. Yerel pazarlarda ve online platformlarda kendi ürünlerini tanıtarak, daha geniş bir kitleye ulaşma şansı yakaladı. “Zaman değişiyor, ama insanın doğayla olan bağı ve el emeği her zaman değerli olacak” diyen Usta, bu değişimin sadece kendi mesleğini değil, aynı zamanda toplumun başka kesimlerini de etkilemesini sağlıyor.
Yarım asırdır süren bu zanaat yolculuğu, Usta’nın sadece mesleki deneyimini değil, aynı zamanda yaşam felsefesini de şekillendirdi. Günümüzde hızla tüketilen ve unutulan başladı; oysa ki, zanaatı bir yaşam biçimi olarak benimseyenler için her şey daha anlamlı. Mehmet Usta'nın ömrü boyunca öğrettiği şey, yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi. Geçmişte kalmış bir meslek değil, geleceğe yönelik bir umut taşıyor.
Mehmet Usta'nın hikayesi, sadece bireysel bir başarı öyküsünün ötesinde. Aynı zamanda, sanatın ve zanaatın nasıl korunabileceğine dair bir ders niteliği taşıyor. El yapımı ürünler, sadece fiziksel nesneler olarak değil, insanların geçmişle olan ilişkilerini ve kültürel kimliklerini yeniden keşfetmelerine olanak tanıyor. Bu anlamda, Usta, sadece bir zanaatkar değil, aynı zamanda bir kültürel elçi olarak da değerlendiriliyor.
Böylece, yarım asırdır süren bu meslek, sadece geçmişin bir yansıması değil, aynı zamanda geleceğin inşası için de kritik bir rol oynayabilir. Tüketim kültürüne karşı durarak, bu değerleri gelecek nesillere aktarmak, Mehmet Usta'nın misyonu olmaya devam ediyor. Onun hikayesi, el sanatlarının ve zanaatın geleceği için bir umut kaynağı olup, herkes için ilham verici bir örnek teşkil etmekte.